15 Haziran 2014 Pazar

KANLI MASALLAR: Craig RUSSEL

Gönderen geke güler on 14:57 with Yorum Yok
Hamburg yakınlarındaki bir kumsalda genç bir kızın cesedi bulunur. Kızın avucuna iliştirilmiş bir not vardır: "Yer altındaydım ve artık eve dönme zamanım geldi..." Birkaç gün sonra da ormanda Bir kadın ve bir erkek cesedi bulunur onların da avuçlarında bir not vardır: "Hansel" ve "Gratel"
Cinayet Masası Baş komiseri Jan Fabel çok geçmeden bu cinayetlerin Alman Edebiyatı'nın kurucularından sayılan Grimm Kardeşler Masalları'ndaki hikayelere gönderme olduğunu anlar. Ancak katil hiç beklemediği biridir...

HİÇ KİMSE SIRADAN DEĞİLDİR: Markus ZUSAK

Gönderen geke güler on 14:41 with Yorum Yok
Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, bu kitabında eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceklerini göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.
19 yaşında bir taksi şoförü olan Ed Kennedy sıradan biridir. Arkadaşları Marv, Ritchie ve Audrey ile birlikte kâğıt oynamaya bayılır. Hayatı böyle sıradan bir şekilde devam ederken, bir gün posta kutusunda iskambil kâğıdı bulur. Karo ası. Kâğıtta üç tane adres vardır. Buna çok şaşırmıştır. Ne anlama geldiğini anlayamamıştı. İlk günlerde pek fazla aldırmasa da en sonunda adreslere gitmeye karar verir. Gittiği her adreste ters giden bir şeyler vardır. Çünkü her evde onun yardımına ihtiyacı olan insanlar vardır. Bütün adreslerdeki insanların hayatlarını düzelttikten sonra bir tane daha iskambil kâğıdı bulur. Sinek ası. Bu defa adresler değil kelimeler vardır. “Dua et. Evin taşlarında.” Ne anlama geldiğini anlayamayan Ed pes eder. Ama unuttuğu bir şey vardır, ona kâğıtları göndereni. Şehirdeki nehrin taşlarında üç tane isim yazılıdır. Hiçbirini tanımamaktadır ama bu insanları da bulur ve onların hayatlarına da el atar. Sonraki kâğıdı düşünmeye başlar maçadan korkar bu yüzden en son olacağını tahmin eder ama gelen kâğıt maça asıdır. İsimler tanıdık gelir ama hiçbirini şahsen tanımıyordu. Yerel telefon rehberine baktı ama bulamadı. Gördüğü bir rüya sayesinde çözdü onları. Yazar ve şair isimleri olduğunu anladı. Kütüphaneye gidip o yazarların ve şairlerin bütün kitaplarını aldı. Kitapları inceledi ve başlıklardan sokak ve cadde isimlerine ulaştı. Bu adreslere de el attı. Sıra sonuncuya gelmişti. Çok geçmeden onu da aldı. Kupa ası. Film isimleri vardır. Hemen bir önceki kâğıtta hayatına bir şeyler kattığı sinemacının yanına gider bütün filmleri araştırırlar sırasıyla Audrey, Marvin ve Ritchie’nin isimlerine ulaştı. Bu sefer arkadaşlarındaydı sıra. Teker teker bütün arkadaşlarının sorunlarını çözdü. Marvin’inki biraz karmaşık ve uzun sürmüştü. Tam bütün kartlar bitti demişti ki. Bir tane daha geldi. Joker. Ama en sonunda anladı. Ona gelen bütün kartlarda mesaj kendisiydi. O gelen amacı onun sıradan olmadığı kanıtlamaktı. “Hiç Kimse Sıradan Değildir.” Amaç buydu. Kitapta, aslında herkesin kendine güvenmesini, çökmemesini, kendini özel hissetmesini sağlamış Zusak.
"Neden ben? diye sordum Tanrı'ya. Bir şey demedi. Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi."

ÇIRAK: Tess GERRITSEN

Gönderen geke güler on 14:30 with Yorum Yok
Rizzoli & Isles serisinin ikinci kitabı olan Çırak'ta katil tekrar cinayetlere devam eder fakat tek farkla bu defa hapishanededir. Bunun sırrını tek başına çözmek zorunda kalan Rizzoli'yi korku dolu geceler beklemektedir. Bütün yaşadıkları yetmezmiş gibi bir de özel FBI ajanı olan Ajan Dean'la da başa çıkmak zorundadır. Her şeye soğukkanlılıkla yaklaşan Dean Rizzoli'yi çıldırtmaktadır. Her ne kadar birbirlerinden hoşlanmasalar da ikili arasında bir şeyler olur. Ve Rizzoli hiç beklemediği cevaplara ulaşır.



KIZIL NEHİRLER: Jean Christophe Grangé

Gönderen geke güler on 14:13 with Yorum Yok
Bana göre korku, gerilim, polisiye ve ma
cerada Grangé'ın üstüne yok (kusura bakma Gerritsen). Grangé her kitabıyla ayrı bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuları. Kızıl Nehirler'de bu tarife aynen uyuyor.
Kitabın konusuna gelince: Guernon’da, Isére Bölgesinde, Grenoble yakınında küçük bir kente (üniversite kentinde), kampusun içinden geçen bir nehre hâkim kayalıkların arasına gömülmüş cenin pozisyonunda, gözleri yuvalarından çıkartılmış ve içleri nehir suyuyla doldurulmuş, işkence görmüş olarak cesedi bulunan Rémy Caillois ‘nın cinayetini araştırmak üzere Paris’ten gelen komiser Pierre Niémans’ın bu cinayeti aydınlatmaya çalışırken başından geçenleri anlatıyor. Ancak komiserin hiç beklemediği ikinci cinayette aynı şekilde ancak bu defa kurbanın elleri kesilmiş ve Vallernes buzulunun dört yüz metre derinliklerinde.
Bu olaylar gerçekleşirken Karim adlı bir kasaba komiserinin içinde olduğu bir soruşturmanın izleri bu cinayetlerle bağlantılıdır. Komiser Karim gece yarısı bir mezarlık saldırısından çok daha öteye giden soruşturmasında Niémans’la iş birliği yapar. Çünkü öldürülen iki kurbanda o gece mezara girenlerdi. Bunun yanında bu iki komiser yıllardır hiç kimse tarafından bilinmeyen bir gerçeği de ortaya çıkardılar. Ama Komiser Niémans katilin hiç beklemediği biri olduğunu öğrenince çok şaşırır. Ne var ki yapacak bir şey yoktur. Çünkü katil sevdiği kadın ve onun tıpatıp aynısı olan ikizidir. Sonunda Niémans, sevdiği kadın ve ikizi öldü. Daha ilk satırlarından insanı içine çeken müthiş bir roman. Zaten Grangé kendini bu yönüyle ortaya koyuyor.




CERRAH: Tess GERRITSEN

Gönderen geke güler on 09:15 with Yorum Yok
Korku - gerilim edebiyatının kraliçesi olarak nitelendirilen Gerritsen'ın 10 kitaplık  Rizzoli & Isles serisinin ilk kitabı. 
Kitabın konusuna gelince: Rizzoli ve Thomas, tecavüze uğramış ve rahimleri çalınmış kadınların katilini bulmakl için harekete geçerler. Arkasında hiçbir delil bırakmadan ortadan kaybolan  katili yakalamak o kadar da kolay değildir. Bununla birlikte bu cinayetlerden tek sağ kurtulan Dr. Catherine'le Dedektif Thomas arasında bir şeyler alevlenir. 
Cinayet Masası'nın tek kadın dedektifi olan Rizzoli ise arada kalmıştır. Bir yandan erkek dedektiflerin aşağılaması diğer yandan ailesinin sorunlarıyla başa çıkmak zorundadır.